KERTENKELE

 


İlkbaharın geldiğini nerden anlarsınız? Kışı yapraksız geçiren ağaçların yeşillenmesinden mi? Kuş cıvıltılarından mı? İçinizi kaplayan coşkudan mı? Ya da beşinci kattaki dairenize pencereden giren beyaz kertenkeleden mi? Evet, yanlış okumadınız, bahçesiz çok katlı apartmanlardan birinde oturuyorum ve her bahar bir minik kertenkele soluğu bizim dairede alıyor. Etrafta yeşil alan hatta ufak bir toprak parçası bile yokken bu kertenkele bu semtte hem de beşinci katın penceresinde ne arıyor?
Onunla ilk karşılaşmamız heyecan vericiydi. Salonda oturmuş sakin sakin televizyon izliyordum. Hani, başka yöne bakarken diğer tarafta bir hareket olur ve siz “bir karaltı gördüm galiba” dersiniz içinizden. İşte aynen öyle oldu, pencerenin altından “bir şey” geçti. Aldırış etmedim. Televizyonu izlemeye devam ettim. Kısa bir süre sonra onunla göz göze geldik. Televizyonun arkasındaki duvarda durmuş, kafasını kaldırmış bana bakıyordu. İlk iş olarak oturduğum koltuğun üzerine fırlayıp zemin ile ilişiğimi kestim ve bağırmaya başladım. O da korkmuştu, çığlığımı duyduğu an ayakları titremiş olmalı ki o hızla yere düştü. Düşmenin verdiği sersemliği üzerinden atması sadece birkaç saniye sürdü ve son hızla kaloriferin arkasına saklandı.
Bense bağırmaya devam ediyordum ama yardıma gelen yoktu. Bir an susup evi dinledim, televizyonun sesinden başka bir şey duyamadım. Kaloriferin arkasına saklananın sadece bir kertenkele olduğu gerçeğini idrak ettikçe sakinleştim ve çığlığım yerini hızlı nefes alıp vermelere bıraktı. Beyaz kertenkele kaloriferin arkasında, ben koltuğun üzerinde bir süre bekledik. Geldiği pencere kaloriferin tam üstünde olduğu halde kertenkelenin gitmeye niyeti yoktu. Yoksa niye o kadar beklesindi ki, iki adımda geldiği yoldan çeker giderdi. Evde saksılar çiçekler olsa diyeceğim ki saksıdaki toprak gözüne cazip göründü ve yerleşmeye geldi. Oysa ben evde saksı içinde yeşillik ve çiçek barındırma özürlüyümdür. Bunu bilmeden yanlışlıkla hediye getirilen saksı içindeki bir çiçek sayemde komando gibi yaşamaya mahkumdur. Su vermeyi hep unuturum ve çiçek zor şartlarda yaşamanın yollarını arar. Geçen yıl bir arkadaşım adının Aloe Vera olduğunu söylediği şık bir bitki getirdi. Doğal ortamında mutlu mesut yaşayan çiçek bizim evde kısa sürede şartlara uyum gösterdi ve susuz yaşamaya alıştı. 3 ya da 4 ay sonra aynı arkadaşım “su vermeyi unutmuşsun” diyerek bir bardak suyu saksıya boşalttı ve tahmin edin ne oldu? Aloe Vera iki gün sonra öldü.
Saksısız, topraksız, çiçeksiz bir evde beyaz bir kertenkele için cazip ne olabilir ki? Bunları düşüne düşüne koltuktan yavaşça indim. Kalorifer dilimlerinin arasına göz gezdirdim. Oradaydı ve bana bakıyordu. Planımı yapıp bu işi başarmalı, onu evden uzaklaştırmalı ve kimin patron olduğunu göstermeliydim.
Geniş bir su bardağı, bir adet A4 kağıt, bir adet 50 cm.lik cetvel ve yapışkan şeffaf bant’tan oluşan silahlarımı alıp geldim. Kaloriferin arkasına doğru cetvelle yaptığım ilk hamlede kertenkele yere indi ve bana doğru hışımla ilerlemeye başladı. Hemen su bardağını kapıp kertenkelenin üzerine baş aşağı kapattım. Bardağın içine hapsolan kertenkele kısa bir şaşkınlık geçirmesinin ardından açık bir nokta bulur muyum diye araştırma turuna başladı. Onu fazla üzmeden işi bitirmeye karar verdim ve A4 kağıdını bardağın altına yavaşça yerleştirdim. Şimdi yerde bir beyaz kağıt, üzerinde baş aşağı bir bardak ve içinde beyaz bir kertenkele vardı. Kağıdın kenarlarını bardağa sardım ve bantla sıkıca yapıştırdım. Bardağı elime alıp düzünü çevirip içine baktım. Neler olup bittiğini anlayamayan kertenkele camın içinden bana bakıyordu. Başarmanın verdiği gururla gülümseyip onunla birlikte otoparka indim. Bardağı yere koyup ağzına kapattığım kağıdın bantlarını söktüm ve bardağın ağzı açıldı. Kafasını dışarı uzatan kertenkele çıkmadan önce bana “bu kadar uğraşa değer miydi, ben zaten şöyle bir uğrayıp gidecektim” der gibi baktı. Sonra çıkıp sakin, acelesiz uzaklaşıp gözden kayboldu.
Sakın “gidiş o gidiş” diyeceğimi falan sanmayın. Bir sonraki ilkbahar ve sonraki tüm baharlar beni ziyarete geldi. Aynı pencere, aynı kertenkele ve aynı kaçma kovalama tekrarlandı. Tek farkla, artık onu gördüğümde bağırmıyorum, koltuğa tırmanmıyorum, yüzümde gülümsemeyle ilkbaharı karşılıyorum sayesinde.


16.10.2007

NİLGÜN AKAD

  Okunma sayısı: 1251
<< GERİ